Rastgele Yazılar

9 Mart 2014 Pazar

Hicri takvim ülkemizde bugün hangi işler için kullanılmaktadır?

Günümüzde sadece dini gün, gece ve ayların belirlenmesinde kullanılmaktadır.
Devamını oku

Çiçeklerin bölümleri ve sınıflandırılması hakkında bilgi verir misiniz?

ÇİÇEĞİN BÖLÜMLERİ


Çiçeklerin çoğu dıştan içe doğru sırasıyla çanak, taç, erkek organlar ve dişi organlar
denen dört temel bölümden oluşur. Ama bazı çiçeklerde taç bölümü yoktur; bazılarında da, örneğin lalede taç ve çanak bölümleri ayırt edilemeyecek kadar biribirine benzer. Ayrıca çiçeklerin bazısında erkek organlar, bazısında dişiorgan bulunmaz. Kısacası çiçekler yapı olarak birbirinden çok farklıdır. Gene de düğün çiçeği ve yüksükotu gibi tipik bir çiçekte bu dört bölüm açıkça görülebilir.
En dışta, çanak yaprakların birleşmesiyle oluşan ve gerçekten bir çanağı andıran çanak bölümü bulunur. Çanakyapraklar genellikle yeşil renklidir ve çiçek henüz tomurcuk durumundayken içte katlanmış halde bulunan taçyaprakların çevresini sararak koruyucu bir örtü oluşturur. Çanakyapraklar yüksükotunda olduğu gibi birleşerek kaynaşmış ya da düğünçiçeğindeki gibi ayrı ayrı olabilir.
Çanağın içinde taçyaprakların oluşturduğu taç bölümü yer alır. Taçyapraklar da düğünçiçeğinde olduğu gibi birbirinden ayrı, domatesçiçeğindeki gibi yarı yarıya birleşmiş ya da petunyanın huni biçimindeki çiçeklerinde olduğu gibi tümüyle birleşmiş olabilir. Bazı çiçeklerde taçyaprakların sayısı yalnızca dört ya da beş tane, bazılarında çok fazladır. Bir çiçeğin bütün taçyaprakları aynı biçimde olabileceği gibi, bazen de birkaçı birleşerek bezelye çiçeklerinde, aslanağzında ve orkidelerde görülen "kanat", "dudak" ya da "kelebek" gibi özel biçimler alabilir.
Taçyapraklar genellikle bir çiçeğin en göze çarpan, en renkli bölümüdür ve birçok kişi çiçekleri taçyapraklarının sayısına, biçimine ve rengine bakarak tanır. Oysa bazen bu görünüm yanıltıcı olabilir; örneğin nergislerin dıştaki sarı renkli "taçyaprakları" aslında iyice irileşmiş, renkli çanakyapraklardır.
Tacın içinde sayıları iki ile birkaç yüz arasında değişebilen erkekorganlar dizilidir. Çiçektozlarını üreten bu organlar ipçik ya da telcik denen ince bir sap ile bu sapın tepesindeki bir başçıktan, yani çiçektozu kesesinden oluşur.
Çiçeğin en ortasında meyveyapraklarından (karpellerden) oluşmuş tek ya da birkaç tane dişiorgan bulunur. Her dişiorganın en üst bölümünde bir tepecik, bunun altında tepeciği taşıyan bir boyuncuk ve en dipte tohumtaslaklarını barındıran şişkince bir yumurtalık vardır. Erkekorganlardan gelen çiçektozları, yüzeyi yapışkan bir sıvıyla kaplı olan tepeciğe konar, sonra boyuncuk kanalıyla dipteki yumurtalığa ulaşır. Bu yapışkan sıvının çok önemli bir işlevi vardır; çünkü çiçektozları boyuncuğun altındaki yumurtalığa ulaşmadıkça buradaki tohumtaslaklarını dölleyemez. Ancak bu dişi ve erkek üreme hücreleri birleştiğinde tohumtaslağı tohuma dönüşür; bu tohum toprağa düşerek çimlendiğinde de bitkinin küçük bir kopyası olan yeni bir bitki gelişebilir
Çiçektozlarının erkekorgandan dişiorgana taşınmasına tozlaşma denir. Çiçektozları rüzgârla, böceklerle, kuşlarla ya da başka hayvanlarla, hatta bazı su bitkilerinde suyun akıntısına kapılarak bir çiçekten öbürüne taşınır.

Devamını oku

7 Mart 2014 Cuma

Yüzyıl Nasıl Hesaplanır, Yüzyıl Hesabı - Yüz Yıl Hesaplama Nasıl Olur Yapılır?

Yüzyıl Nasıl Hesaplanır? Yüzyıl Hesabı - Yüz Yıl Hesaplama Nasıl Olur Yapılır?



YÜZYIL (Asır):Yüz yıllık bir zaman dilimine denir. 0-100 yıl= Bir yüzyıldır.
YÜZYIL HESAPLAMASI:
Miladi takvimde başlangıç yılı 0 dır.Buna göre;
1.Yy = 1 Ocak 0 tarihinde başlar 31 Aralık 99 tarihinde sona erer.
2.Yy = 1 Ocak 100 tarihinde başlar 31 Aralık 199 tarihinde sona erer.
0- 25 yıl = Çeyrek yy.dır.
0-50 yıl = Yarım yy ve ilk yarıdır.
0-75 yıl = İkinci yarının ilk çeyreğidir.
Bir yy.da dört çeyrek vardır.Buna göre yy okunuşları şöyle yapılır.
Örnek: 1881 yılı = 19.yüzyılın ikinci yarısının ikinci yani son çeyreğidir.( Veya 19.yy dördüncü çeyreğidir.)
2050 yılı = 21. yüzyılın ikinci yarısının ikinci çeyreğidir.
M.Ö YE AİT YÜZYILLARIN OKUNUŞU:
Örnek: M.Ö. 1881 yılı = 19.yy 1.yarının ilk çeyreğidir.
M.Ö. 2050 yılı = 21.yy 1. yarının ikinci çeyreğidir.
NOT:Örneklerden de anlaşılacağı gibi M.S. ile M.Ö. de yüzyıllar aynı okunur yarı asır ile çeyrek asır kavramları ters okunur.Milattan önceki yılların önüne mutlaka M.Ö. ifadesi yazılmalıdır. 0 dan sonraki yıllar M.S. diye tanımlanır.
Devamını oku

Dünyadaki en önemli sorunlar nelerdir?

Küresel ısınma
Açlık
Savaşlar
Salgın hastalıklar
İşsizlik
Yoksulluk ve yolsuzluk
Adaletsizlik ve suç oranlarının artışı
Nükleer, kimyasal silahlar ve enerjiler
Hayvan ve bitki türlerinin yok olması
Nüfus artışıyla gelen sorunlar
Kölelik, sömürgecilik, mülteciler gibi sorunlar
Doğal afetler
İnsan hak ve özgürlüklerinin korunmaması
Küresel ekonomik kriz
Enerji türlerinin azalması
Dünya ve ülkemizdeki çevre sorunları

1- Ekosistemlerin Bozulma Nedenleri (Çevre Sorunları)
Çevre sorunları, insanların yaşadığı problemlerden biridir çevre sorunlarının yani ekosistemlerdeki bozulmaların bir kısmı doğal yolla, bir kısmı da insan etkisiyle oluşur.
İnsanlara ve ekosistemlere zarar veren doğal kaynaklı bozulmalar, su, toprak ve hava hareketleriyle oluşur. Su taşkınları, depremler, erozyon, volkanik hareketler (yanardağ patlamaları), fırtına, kasırga, uzun siren kuraklık ekosistemlerin bozulmasına yol açan doğal afetlerdir.
İnsanlar, bulundukları ekosistemlerdeki (çevrelerindeki) canlı ve cansız varlıkları etkileyerek ekosistemlerin bozulmasına yol açarlar. İnsanlar, ekosistemlerdeki doğal varlıklarla iç içe yaşarken zamanla teknolojinin gelişmesi ve doğal kaynakların bilinçsiz kullanılması sonucu doğanın dengesi bozulmuş ve birçok çevre sorunu ortaya çıkmıştır.
Hızlı nüfus artışı, bilinçsiz sanayileşme, düzensiz şehirleşme, doğal kaynakların bilinçsiz kullanılması, nükleer silahlar ve nükleer santral patlamaları, biriktirilmiş suların (barajlardaki suların) taşkınlara neden olması, orman tahribatı ve çığ gibi olaylar doğal denge üzerinde olumsuz etkiler yaparak çevre kirliliğine yani ekosistemlerin bozulmasına yol açan insan kaynaklı faktörlerdir.
Hava kirliliği, su kirliliği ve toprak kirliliği ve nükleer kirlilik çevre kirliliği sonucu oluşan kirlenmelerdir.


2- Çevre Kirliliğine Neden Olan (İnsan Kaynaklı) Faktörler

a) Orman Tahribatı
Orman yangınları, ihmal, dikkatsizlik, kaçak yapılaşma ve arazi açmak için ağaçların bilinçsizce kesilmesi gibi sebepler yüzünden ormanlar tahrip olmaktadır. Bunun sonucunda ekosistemlerin doğal dengesi bozulmakta, ormanda yaşayan canlı türleri ve bu türlerin habitatları yok olmakta, toprak zenginliği kaybolmaktadır.
(Ülkemizde orman yangınlarının kayıtları 1937 yılında tutulmaya başlanmıştır. Bu kayıtlara göre yaklaşık 1,5 milyon hektar ormanlık alan yok olmuştur).

b) Çığ
Yüksek yerlerdeki karların şiddetli ses etkisiyle dağın yamaçlarına yuvarlanmasına çığ denir. Eğimli arazi üzerinde birikmiş büyük kar örtüsü, yer çekimi etkisiyle kaydığında çığ oluşur. Çığ genellikle bitki örtüsü olmayan, dağlık eğimli arazilerde görülür. Çığlar beraberinde toprak, taş ve ağaçları da sökerek götürür. Bu şekilde meydana gelen aşınma ve taşınma, toprağı verimsizleştirerek canlıların yaşamını tehlikeye sokar. Çığlar, tarım alanlarının veriminin düşmesine ve su kaynaklarının kirlenmesine neden olur.



c) Nükleer Silahlar ve Nükleer Santral Patlamaları
Nükleer silahlar, nükleer kazalar ve bu kazalar sonunda ortaya çıkan nükleer atıklar kirlenmeye sebep olur.
(1986 yılında yaşanan Çernobil Nükleer Enerji Santrali Kazası’nın yarattığı olumsuz etkiler, bu kirliliğin en canlı örneğidir. Bu olaydan ülkemizin en çok Karadeniz Bölgesi’nin etkilendiği tespit edilmiştir).



d) Biriktirilmiş Suların Taşkınlara Yol Açması
Barajların yıkılması sonucu oluşan taşkınlar, bitki örtüsüne, ekili alanlara toprağın verimli tabakasının taşınmasına neden olur.

e) Aşırı Nüfus Artışı
Bir bölgedeki ya da ekosistemdeki nüfus artışını ya da azalışını o ekosistemdeki göçler, doğum ve ölüm olayları belirler. Nüfus artışının az olduğu dönemde insan tarafından çevreye verilen zarar doğal yollarla kendiliğinden düzeltilebiliyordu. Nüfus artışı fazla olduğu için;
• Doğal kaynaklar aşırı kullanıldı.
• Barınma amacıyla yeşil alanlar yok edildi.
• Büyük kentler çevre kirliliğine yol açtı.
• Araçların egzoz gazları hava kirliliğine yol açtı.
• Soğutucularda kullanılan karbon maddesi ozon tabakasını inceltti.
• Tarımsal alanlarda yapılan ilaçlamalar yararlı böcekleri de yok etti.
• Evsel atıklar, lağım suları ve sanayi atıkları çevreyi kirletti.
• Tarımda üretimi arttırmak için aşırı kullanılan gübreler çökerek toprağın ve yeraltı sularının kirlenmesine yol açtı.

f) Plansız Sanayileşme
Nüfusun hızla artması sonucu sanayi gelişmiş ve bunun sonucu çevre (hava, toprak, su) zarar görmüş, kirlenmiştir.
• Tarla ekmek için orman arazilerinin kesilmesi.
• Artan kereste ihtiyacı nedeniyle ormanların kesilmesi.
• Fabrika bacalarına filtre takılmaması.
• Fazla ürün elde etmek için tarımda aşırı gübreleme ve ilaçlama yapılması.
• Fabrika atıklarının arıtılmadan suya ya da toprağa verilerek su ve toprağı kirletmesi.

g) Doğal Kaynakların Bilinçsiz Kullanılması
Bir ekosistemdeki hava, toprak, su, hayvanlar, bitkiler, yeraltı zenginlikleri ve doğal güzellikler o ekosistemdeki doğal kaynakları oluştururlar. Doğal kaynakların bilinçsiz kullanılması çevre kirliliğine yol açar.
• Kimyasal ve biyolojik silahların kullanılması.
• Gereksiz tarım ilaçları ve böcek öldürücülerin kullanılması.
• Soğutucuların ve spreylerin fazla kullanılması.
• Ev ve sanayi atıklarının çevreye dağılması.
• Nükleer silahların ve radyasyona yol açan maddelerin kullanılması.
• Kalitesiz fosil yakıtların (kömür, petrol, doğal gaz) kullanılması.
Devamını oku

Isının özellikleri nelerdir?

ISI

Isı, belirli sıcaklıktaki bir sistemin sınırlarından, daha düşük sıcaklıktaki bir sisteme, sıcaklık farkı nedeniyle transfer edilen enerjidir. Isı da iş gibi bir enerji transfer biçimidir. Isı ve iş hiçbir cisimde depo edilemez, ancak sistem sınırlarında ve geçiş halinde iken belirlenebilir. Her ikisi de birer eğri fonksiyonudurlar. Bir başka deyişle, ısı ve iş geçiş halindeki enerjilerdir. Isı sıcak bir maddenin soğuk maddeye ilettiği sıcaklığı sağlayan bir enerji türüdür

Isı birimi iş birimi ile aynıdır yani joule (j) ya da kaloridir (cal).

S: entropi
T: sıcaklıkısı birim, kaloridir.

Isı ve sıcaklık arasındaki farklar

Sıcaklık, bir cismin sıcaklığının ya da soğukluğunun bir ölçüsüdür. Bir sistemin ortalama moleküler kinetik enerjisinin bir ölçüsüdür. Gazlar için kinetik enerji, mutlak sıcaklık dereceleriyle orantılıdır. Bir başka deyişle, ısı geçiş halindeki enerjilerdir. Isı sıcak bir maddenin soğuk maddeye ilettiği sıcaklığı sağlayan bir enerji türüdür.

Yani ısı bir enerji,sıcaklık ise bir ölçüdür.Aşağıdaki formülde bu daha iyi görülmektedir:

Q: verilen veya alınan ısı enerjisi miktarı
m: kütle
c: maddenin öz ısısı
Δt: sıcaklık farkı (sıcaklık değişimi)
Q=m.c.Δt





MADDENİN HALLERİ VE ISI Katılarda esneklik özelliği, elektrik özelliği ,yarı iletken, süper iletken, özelliği,boyca, yüzeyce, hacimce genleşme, erime, donma, ses iletimi, yoğunluk, vb. Katıların optik özellikleri, saydam, yarı saydam, saydam olmayan gibi özellikleri vardır.

Katı bir maddeye dışarıdan ısı vererek onun atom ya da molekülleri arasındaki çekim kuvvetini azaltarak sıvıya, sıvı haline yine dışarıdan ısı verdiğimizde gaz haline dönüştürebiliriz.


Sıvılar, belli bir şekli olmayan maddelerdir, içine konuldukları kabın şeklini alırlar, akışkandırlar. Sıvı molekülleri, sıvı hacmi içinde serbest hareket ederler.Sıvılar sıkıştıramazlar.Sıvılar iletkendir. Fakat iletkenlikleri içlerine konulan maddelerle değişebilir.
Örnek: Saf su ve şekerli su yalıtkanken, tuzlu su iletkendir.
1.Sıvı maddelerin belli hacimleri vardır.
2.Belli şekilleri yoktur.Girdikleri kabın şeklini alırlar.
3.Akışkandır, kayarak hareket ederler .
4.Sıvılar iletkendir.
Biraz ısı verilerek gaz haline geçebilirler.Buna buharlaşma denir.

Gaz halindeki maddeyi oluşturan tanecikler arasındaki boşluk katı ve sıvılara göre daha fazladır ve gaz tanecikleri birbirlerinden tamamen bağımsız olup gelişigüzel (rast gele) hareket ederler.
Gaz tanecikleri arasındaki boşluk çok fazla olduğu için gazlar sıkıştırılabilirler.
Isı alarak sıvı hale geçebilirler.Buna yoğunlaşma denir.
Gazlar da sıvılar gibi akışkan maddelerdir.
ERİME VE DONMA ISISI
Maddelerin eriyebilmesi için maddeye ısı enerjiyi verilmesi gerekir. Maddenin donabilmesi için maddenin dışarıya ısı enerjisi verebilmesi gerekir. Her maddenin eriyebildiği ve donabildiği bir sıcaklık değeri vardır. Buna erime sıcaklığı ya da donma sıcaklığı adı verilir.
Bir madenin erime sıcaklığı ile donma sıcaklığı aynı değerdir. Örneğin; suyun erime ve donma sıcaklığı 0̊Cdir.


Erime sıcaklığındaki bir maddenin tamamının erimesi için gereken ısıyı hesaplayabiliriz.Bu ısıyı Q=m x Le bağıntısından hesaplarız.Her maddenin erime ısısı (Le) değeri sabittir.


Donma noktasındaki bir maddenin tamamının donması için vermesi gereken ısıyı da Q=m x Ld bağıntısından hesaplarız.Maddelerin erime ısısı (Le) değerleri,donma ısısı (Ld) değerleri ile aynıdır.
BAZI MADDELERİN ERİME VE DONMA ISILARI
Q = ısı
M = kütle
Le = erime ısısı SU 80 cal/g
Ld = donma ısısı DEMİR 506 cal/g


• Kapalı ortamların aşırı soğumasını engelleyebilmek için , ortama su dolu kaplar yerleştirilir.Bunun sebebi;ortamdan ısı alındığında , ısının su dolu kaplardan alınarak , ortamın aşırı soğumasının engellenmesidir.Sebze ve meyve depolarında , çok soğuk günlerde sebze ve meyveleri donmaktan koruyabilmek için bu yöntem kullanılabilir.
• Kışın buzlanmayı engellemek için yollara tuz serpilir.Bunun sebebi buzun üzerine atılan tuzun,buzun donma noktası ve erime noktasını düşürmesidir.
• Saf su ile saf olmayan suyun donma noktası farklıdır.






BUHARLAŞMA ISISI
Maddenin sıvı halden gaz hale geçmesine buharlaşma adı verilir.Maddenin gaz halden sıvı hale geçmesine iseyoğuşma adı verilir.
Buharlaşma sırasında ; sıvıyı oluşturan tanecikler arasındaki bağlar kopar.Bu yüzden madde buharlaşırken ortamdan ısı enerjisi alır.Buharlaşma her sıcaklıkta gerçekleşebilir.
Denizden çıktıktan sonra ya da elimize kolonya döktüğümüz de serinleriz.Bunun sebebi buharlaşmadır.Buharlaşma sırasında ortamdan ısı enerjisi alındığı için serinleme gerçekleşir.
Buharlaşma ısısı Lb ile gösterilir.Kaynama noktasındaki belli miktardaki maddeyi aynı sıcaklıkta buharlaştırmak için gereken ısıyı Q=m x Lb bağıntısından hesaplarız.



YOĞUNLAŞMA ISISI
Gaz halindeki maddenin sıvı hale geçmesine yoğunlaşma denir.Kaynama sıcaklığında ve gaz halinde bulunan 1 gram maddenin, aynı sıcaklıkta tamamen sıvı hale geçerken çevresine verdiği ısıya yoğunlaşma ısısı denir. Ly ile gösterilir.
Q = m x Ly
Not:Sıvılar buharlaşırken aldıkları ısıyı yoğunlaşırken geri verirler. Kaynama sıcaklığındaki buhar yoğunlaşma ısısı kadar ısı kaybettiğinde sıvı haline geçer. Bu yüzden buharlaşma ısısı yoğunlaşma ısısına eşittir. Bir madde için Lb = Ly
Buharlaşma ve yoğunlaşma ısıları maddeler için ayırt edici özelliktir.

ISINMA VE SOĞUMA EĞRİLERİ
Buzluktan çıkarılmış sıcaklığı 0º C’nin altındaki buzu bir kabın içine koyup bir ısıtıcı ile yavaş yavaş ısıtalım ve bu arada buzun sıcaklığını ve geçen zamanı kontrol edip sık sık bu değerleri not alalım,bu değerleri sıcaklık zaman grafiğine yerleştirelim,sonuçta yandaki gibi bir grafik elde edilir.



Grafikte II. ve IV. bölümlerde madde hal değiştirdiği için sıcaklık sabit kalmıştır.II. bölümde madde katı halden sıvı hale geçmeye başlamış (erimiş) IV. bölümde madde sıvı halden gaz hale geçmeye başlamıştır (buharlaşmış). Grafikte buzun erime noktasının 0 C,suyun kaynama noktasının 100 ºC olduğu görülür.






120 ºC sıcaklıktaki su buharından ısı alındığında ise sıcaklık-zaman grafiği yandaki gibi olur.Grafikte II. ve IV.bölümde madde hal değiştirmektedir.II. bölümde madde gaz halden sıvı hale (yoğuşma) geçmektedir.




IV. bölümde ise madde sıvı halden katı hale (donma) geçmektedir.Grafikte su buharının yoğuşma noktası 100 ºC,suyun donma noktası ise 0 ºC’dir.Buna göre,grafiklerde buzun erime noktası ile suyun donma noktasının aynı olduğu ve suyun kaynama noktası ile su buharının yoğuşma noktasının aynı olduğu görülür.











Kaynak: wikipedia.org
sbs-fen.com
Devamını oku

Sivil toplum kuruluşu amaçları nelerdir?

SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI

Günümüzde toplumun ihtiyaçlarının karşılaması sadece devleti görevi olmakta çıkmıştır Çeşitli konularda duyarlı bireyler bir araya gelerek eğitim, sağlık, çevre, kültür, insan hakları, bilim ve teknoloji gibi toplumu temel ihtiyaçlarının karşılaması ve çeşitli sorularına çözüm bulabilmek.amacıyla sivil toplum örgütleri kurmaktadırlar.


Demokratik toplumlarda tüm ihtiyaçları devlet tek başına karşılayamaz. Bu nedenle insanlar bir araya gelerek dernek, vakıf ve sendikalar kurarlar. Bunlara Sivil Toplum Kuruluşu (STK) denir.


Sivil toplum kuruluşları toplumun birlik, beraberliği ve yardımlaşmasında önemli rol oynar. Toplumun farklı kesimleri yardım etme, yardım alma amacıyla bir araya gelerek birlik ve beraberlik örneği sergilerler.


Sivil toplum örgütlerinin en önemli özelliği hizmetin para karşılığında değil de gönüllü olarak yapılmasıdır.


Sivil toplum kuruluşları dernek, vakıf, sendika, birlik, oda adları altında faaliyet gösterirler.


İnsanlar sivil toplum kuruluşlarına üye olup faaliyetlerine katılabilirler. Çalışmalara maddi ve manevi katkılarda bulunabilirler. Ayrıca sivil toplum kuruluşlarını desteklemek için üye olmak şart değildir. Hayırsever insanlar istediği zaman istediği sivil toplum kuruluşuna yardımda bulunabilirler.


Sivil: Resmi olmayan, doğrudan devlete ait olmayan her şey anlamında kullanılan bir terimdir.

Sivil Toplum: 
Devlet kuruluşlarına bağlı olmadan, halkın kendi içinde gönüllülük esasına dayalı olarak oluşturduğu topluluk anlamına gelmektedir.


Oda: Serbest meslek sahiplerinin (esnaf ve sanatkarların) bir araya gelerek kurdukları mesleki dayanışma kuruluşlarıdır. Sanayi Odası, Şoförler Odası, Ticaret Odası gibi.


Sendika: İşçi, işveren ve memurların hak ve kazançlarını korumak için kurulan dayanışma birlikleridir.


Dernek: Belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek için kurulan yasal topluluğa dernek denir. Sakatlar Derneği, Deniz Feneri Derneği, Kimse Yok Mu Derneği gibi.


Örgüt: Ortak bir amaç veya bir işi gerçekleştirmek için bir araya gelen kurum ya da kişilerin oluşturduğu birliğe örgüt denir. Yeşil Barış Örgütü (Greenpeace), Birleşmiş Milletler Örgütü gibi


Vakıf: Bir hizmetin, bir işin gelecekte de yapılması için belli şartlarla ve resmi bir yolla ayrılarak bir kimse tarafından bırakılan mülk veya para ve bu hizmeti yapmak için oluşturulmuş (hayır) kurumlarıdır. Türk Eğitim Vakfı, Tema Vakfı gibi.

Sivil Toplum Örgütünün Özellikleri:
*Gönüllük esasına göre çalışırlar.
*Çalışanların tek amacı topluma hizmet etmek, toplumun sorunlarına çözüm bulmaktır.
*Çalışanlar, hizmetlerinin karşılığında ücret almazlar.
*Çalışanlar görevlerini yaparken ast- üst ilişkisi içinde çalışmazlar. Her birey diğerleriyle dayanışma içindedir ve yardımlaşma ön plandadır.
*Devletin katkısı yoktur. Ancak örgütlenmelerini ve faaliyetlerini devletin koyduğu yasalar çerçevesinde gerçekleştirirler.
*Devletin yetersiz kaldığı hizmetlerde halkın yararına çalışmalar yaparlar.
*Masraflarını (ihtiyaçlarını), çalışmalara destek veren üyelerin bağışlarıyla karşılarlar.
*Oda, sendika, dernek veya vakıf adı altında faaliyet gösteriler.

ÜLKEMİZDEKİ BAŞLICA SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI:

Bir toplumda sivil toplum kuruluşlarının fazla ve çeşitli olması toplum için yararlıdır. Ülkemizde yakın amaçlarla çeşitli alanlarda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları vardır.

1.Eğitim Alanında Faaliyet Gösteren Kuruluşlar:



§ * Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV)
* Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV)
§ * Millî Eğitim Vakfı (MEV)
* Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV)
§ * Türk Eğitim Vakfı (TEV)
§ * Özel Eğitime Muhtaç Çocuklara Yardım Derneği (ERAM)
§ * Türk Eğitim Derneği (TED)
§ * Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD)
§ * Türkiye Can Çocuklar Eğitim Koruma ve Yaşam Vakfı (CANEV)




TÜRK EĞİTİM GÖNÜLLÜLERİ VAKFI(TEGEV)
1995'TE Suna Kıraç'ın öncülüğünde kurulmuştur. Kurduğu eğitim parkları ve öğrenim birimlerinin yanı sıra gezici öğrenim birimleriyle de hizmet vermektedir. Ülkemizde eğitim alanında faaliyet gösteren en yaygın sivil toplum örgütüdür.

ANNE ÇOCUK EĞİTİMİ VAKFI (AÇEV)
1993 yılında eğitim alanında projeler geliştirmek, uygulamak ve danışmanlık hizmetleri vermek amacıyla kurulmuştur.



ÇAĞDAŞ EĞİTİM VAKFI (ÇEV)
Ülkemizde eğitimin yaygınlaşmasını ve çağdaşlaşmasını sağlamak amacıyla 1944 yılında İstanbul'da kurulmuştur. Ülkemizin laik, akılcı, özgür ve demokratik niteliklerini geliştirmek amacıyla çalışmalarını sürdürmektedir.

TÜRKİYE CAN ÇOCUKLAR EĞİTİM KORUMA VE YAŞAM VAKFI (CANEV)

Engelli olan insanlara çocuk yaşlardan itibaren destek olmak ve sahip çıkmak, zihinsel engellilerin eğitim, tedavi, bakım, koruma ve sosyal hayata uyumları, rehabilitasyonları gibi hizmetleri yürütmek amacıyla Adana'da kurulmuştur.

ÖZEL EĞİTİME MUHTAÇ ÇOCUKLARA YARDIM DERNEĞİ (ERAM):

Zihinsel engelli çocuklarımızı eğiterek mümkün olduğunca topluma, sosyal hayata katmak ve yaşam kalitelerini daha da artırmak amacıyla kurulmuştur.

MİLLİ EĞİTİM VAKFI (MEV):

Milli eğitim Bakanlığına bağlı her kademede ve türdeki eğitim kurumlarında, eğitim ve öğretime maddi ve manevi katkıda bulunmak ve bu amaçla yeni kaynaklar sağlamak üzere 1981 yılında kurulmuştur.

TÜRKİYE EĞİTİM VAKFI (TEV)
Vehbi Koç'un önderliğinde eğitime gönül vermiş insanlar tarafından kurulmuştur. Ülkemizde yetenekli fakat maddi olanaklardan yoksun çocukların ve gençlerin eğitim ve öğrenimlerini sağlamak için yardım etmek, ülkemize ve insanlığa katkılar yapacak öncü gençleri ve onların yetişecekleri eğitim sistemini desteklemek amacıyla kurulmuştur.

TÜRK EĞİTİM DERNEĞİ (TED): Türk Eğitim Derneği, 1928 yılında Atatürk'ün direktifleriyle kurulan bir dernektir. Dernek, öncelikle köklü bir sivil toplum kuruluşu olarak kurulduğu günden beri eğitim alanında faaliyet göstermekte olup, aynı zamanda yeterli maddi olanağa sahip olmayan ahlaklı, anlayışlı ve çalışkan Türk çocuklarının eğitimlerini desteklemekte ve Türk eğitim hayatına maddi ve bilimsel katkılar sağlamaktadır.


İLKÖĞRETİM OKULLARINA YARDIM VAKFI (İLKYAR)

Özellikle köy çocuklarına; okuma heyecanı ve eğitimini daha ileri düzeyde sürdürme motivasyonu kazandırmak, eğitimlerine katkıda bulunmak, kitap yardımı yapılmamış köy bırakmamak ve öğretmenler için programlar düzenlemek gibi faaliyetlerde bulunmak amacıyla kurulmuştur.

2.Sağlık Alanında Faaliyet Gösteren Kuruluşlar:



§ * Kızılay
§ * Yeşilay
§ * Türk Kalp Vakfı
§ * Türk Böbrek Vakfı
§ * Sigarayla Savaşanlar Vakfı
§ * Lösemili Çocuklar Vakfı
§ * Türk Diyabet Vakfı
§ * Fiziksel Engelliler Vakfı
§ * Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı





LÖSEMİLİ ÇOCUKLAR VAKFI:
Lösemi hastası çocukların sağlık ve eğitim gibi ihtiyaçlarının karşılanması için kurulmuştur. Eğitim ve araştırma kurumları kurmak gibi amaçları da vardır.


TÜRK KALP VAKFI:
Kalp ve damar sağlığına ilişkin çalışmalar yürütmektedir. Ülkemizde kalp ve damar hastalıklarına neden olan etkenler hakkında sistemli araştırmalar yapmaktadır.


TÜRK BÖBREK VAKFI:
1985 yılında kurulmuştur. Toplumun eğitimini ve bilinçlendirilmesini sağlamak, böbrek sağlığı politikası ile bilimsel veri kaynağını oluşturmak gibi amaçları vardır.


KIZILAY

Kızılay 1868 yılında Hilal-i Ahmer adıyla devlet tarafından kurulmuş yarı gönüllü bir dernektir.Derneğe "Kızılay" adını Mustafa Kemal Atatürk vermiştir. Amacı yaralılara, felaketzedelere, zor ve muhtaç durumda olan kişilere, özelikle temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çeken kişilere yardımcı olmaktır.


Kızılay toplumun yararına kan bağışı kampanyaları düzenler, doğal afetlerin gerçekleştiği durumlarda gerekli önlemleri almaya çalışır.


YEŞİLAY:
Yeşilay alkol, sigara ve uyuşturucu gibi bağımlılık yapan maddelerin zararlarından korunma, bu tür bağımlılığı olanlara yardımcı olma görevini üstlenmiş önemli bir kurumdur.


TÜRK DİYABET VAKFI (TURDİAB):Türkiye Diyabet Vakfı, ülkemizde diyabetliler (şeker hastaları) için kurulmuştur. Diyabetlilerin takip ve tedavisinden sorumlu sağlık personeline eğitim hizmetleri sunmak, maddi sıkıntı çeken diyabetli hastalara olanakları ölçüsünde ücretsiz tedavi sağlamak, diyabet konusunda araştırmaları desteklemek, toplumu diyabet konusunda bilinçlendirmek gibi çalışmalar yapmaktadır.



SİGARAYLA SAVAŞANLAR DERNEĞİ:
Sigaranın etkilediği halk kitlelerinin korunmasını, ülkemizde, dünyada sigaranın tamamen yok edilmesine öncülük yapmak amacıyla kurulmuştur.


FİZİKSEL ENGELLİLER VAKFI (FEV):
Engellilerin ekonomik, sosyal, psikolojik kültürel, sağlık ve hukuk sorunlarını ele almak, çözmek, yönlendirmek, tıbbi malzeme, tekerlekli sandalye, protez gibi ihtiyaçların temininde yardımcı olmak, bu ihtiyaçları üretebilmek için tesisler açmak, engelliler için palan ve projeler hazırlamak amacıyla kurulmuş sivil toplum örgütüdür.


3.Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Alanında Faaliyet Gösteren Kuruluşlar:



§ * Mehmetçik Vakfı
§ * Türk Hava Kurumu
§ * Kızılay
§ * Kimse Yok mu Yardımlaşma Derneği
§ * Darülaceze
§ * Can Suyu Yardımlaşma Derneği
§ * İnsani Yardım Vakfı
§ * Dost Eli Yardımlaşma Derneği


MEHMETÇİK VAKFI:

Vatanımızın ve ulusumuzun güvenliği için savaşta ve barışta, çeşitli şartlar altında görev yapan, erbaş ve erlerimizden şehit olan veya herhangi bir nedenle hayatını kaybedenlerin bakmakla yükümlü oldukları yakınları gazi ve engelli Mehmetçiklere sosyal ve ekonomik destek sağlamak amacıyla kurulmuştur.

DARÜLACEZE:
İstanbul'daki başıboş gezen çocukların, cami avlularında yatan kimsesiz ve sakatların bir araya toplanıp ıslah edilerek zanaat sahibi: yapılması ve kalan ömürlerini huzur içinde geçirmelerinin sağlanması amacıyla kurulmuştur.

Kuruluşundan beri ibadete açık olan cami, kilise ve havrasıyla dünyada eşi olmayan bir hayır kuruluşudur. Din, dil, ırk, sınıf, cinsiyet ve yaş farkı gözetmeksizin herkese hizmet sunmaktadır.

4.İnsan Hakları Alanında Faaliyet Gösteren Kuruluşlar:


§ * İnsan Hakları Derneği
§ * Kadın Haklarını Koruma Derneği
§ * Sokak Çocuklarını Koruma Derneği
§ * Tüketicileri Koruma Derneği
§ * Umut Çocukları Derneği

TÜKETİCİYİ KORUMA DERNEĞİ (TÜKODER)

Tüketici haklarının yasallaşmasında ve korunmasında önemli roller üstlenmiş olan TÜKODER, 1990 yılında kurulmuştur.

TÜKODER, tüketici haklarının korunması, geliştirilmesi ve tüketicilerin kendilerini koruyabilmeleri için, toplumu bilinçlendirici faaliyetler yapmaktadır.

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ (İHD):
Ülkemizde, insan hakları ile ilgili uygulamaları araştırmak, saptamak, kişilere, kamuoyuna ve ilgili mercilere duyurmak, insan hakları konusunda bilimsel inceleme ve araştırmalar yapmak, yaptırmak ve bu alandaki gelişmeleri izlemek amacıyla kurulmuştur

5.Doğal Afetlerde İlk Yardım ve Arama Kurtarma Alanında Faaliyet Gösteren Kuruluşlar:



· * Kızılay
· * AKUT (Arama Kurtarma Timi)
· * Arama Kurtarma Araştırma Derneği
· * Acil Tıp Derneği

ARAMA KURTARMA DERNEĞİ (AKUT)
Doğa koşullarında meydana gelen kaybolma ve kaza olaylarında, deprem, sel gibi doğal afetlerde ve büyük kazalarda, tamamen gönüllü olarak, başı dertte olan kişilere en kısa sürede ulaşmak kazazedelere temel ilkyardım desteğini sağlamak ve bu tür olaylarda can kaybını en aza indirmek amacıyla kurulmuştur.

7. Bilim ve Teknoloji Alanında Faaliyet Gösteren Kuruluşlar:



· * Bilim ve Sanat Vakfı (BİSAV)
· * Türk Zeka Vakfı (TZV)
· * Tarih Vakfı
· * Türkiye Bilişim Vakfı

BİLİM VE SANAT VAKFI (BİSAV):

Özgür ve hoşgörülü bir çalışma, araştırma ve tartışma ortamında; evrensel, ulusal ve mesleki bilgi ve düşüncelerin sorgulanması, yeniden üretilmesi, yaygınlaştırılması ve insanlık yararına uygulanması yolunda kesintisiz çaba harcamak amacıyla kurulmuştur.

TÜRK ZEKA VAKFI (TZV):
Düşünme, algılama, verme ve problem çözme yetenekleri gelişmiş, çevreye ve değişen koşullara uyum gösterebilen, sanata, araştırma- geliştirmeye, bilim yatkın benzeri düzeyi yüksek insan gücünün yetiştirilmesi ve teşvik edilmesine yardımcı olanak amacıyla kurulmuştur.

TARİH VAKFI:
Barış, karşılıklı anlayış ve çağdaş tarih bilincinin gelişmesi amacı ile kurulmuştur. Tarih Vakfı, ülkemiz insanlarının tarihe bakışlarına yeni bir içerik, zenginlik kazandırmayı ve tarihi mirasın korunmasını geniş toplum kesimlerinin katılımıyla gerçekleştirmeyi amaçlar.

Çevre Alanında Faaliyet Gösteren Kuruluşlar:



· * TEMA Vakfı (Türkiye Erozyonla Mücadele Ağaçlandırma Vakfı)
· * Doğal Hayatı Koruma Derneği Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı (ÇEKÜL)
· * Türkiye Tabiatını Koruma Derneği
· * Deniztemiz Derneği
· * Türkiye Çevre Koruma ve yeşillendirme Kurumu (TÜRÇEK)
· * Yeşil Barış Örgütü (Greenpeace)
TEMA VAKFI
Tema Vakfı, Türkiye Erozyonla Mücadele Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfının kısa yazılışıdır. Düzenlediği ağaçlandırma kampanyalarıyla adından söz ettiren TEMA Vakfı erozyonla mücadeleyi ulusal bir görev olarak görmektedir. Faaliyetlerini sürdürürken resmi, özel ve uluslar arası kuruluşlarla işbirliği yapmaktadır.

ÇEVRE VE KÜLTÜR DEĞERLERİNİ KORUMA VE TANITMA VAKFI (ÇEKÜL)
ÇEKÜL, ülkemizin ve kültürel mirasını korumak amacıyla 1990 yılında kurulmuştur.

Doğal kaynakları, kültürel mirası ve insanı bir bütün olarak ele alan ÇEKÜL, doğal ve kültürel çevreyi korumak için kent, bölge ve ülke ölçeğinde projeler geliştirmektedir.

ÇEVRE KORUMA VE AMBALAJ ATIKLARI DEĞERLENDİRME VAKFI (ÇEVKO)
ÇEVKO, Türkiye'de çevrenin korunması, toplumsal gelişim ve ekonomiye katkı sağlamak amacıyla sürdürülebilir bir geri kazanım sistemini sanayinin öncülüğünde geliştirmeye çalışmaktadır.

DOĞAL HAYATI KORUMA DERNEĞİ:
1975'te Türkiye'nin olağanüs zengin bitki ve hayvan türleri ile bunların doğal yaşam alanlarının değerinin farkına varılması, koruma altına alınmasını sağlama amacıyla kurulmuştur.

GREENPEACE (YEŞİL BARIŞ)
1971'de kurulmuş ve dünyanın dört bir yanında doğal çevreyi tahrip edenlere karşı güçlü bir şekilde mücadele eden bir sivil toplum kuruluşudur. Greenpeace, çalışmalarını tam bağımsız olarak sürdürmek için devletlerden, şirketlerden ya da siyasi partilerden bağış veya sponsorluk kabul

Devamını oku

Atatürk' ün insan hak ve hürriyetlerine verdiği önemle ilgili bir anısı yazabilir misiniz

Atatürk’ün İnsan Hak ve Hürriyetine Verdiği Önem


"Madem ki; devlet bir idareye, bir hakimiyete maliktir, onu ifade ve infaz için bir takım vasıtalara muhtaçtır. Bu vasıtaları ihtiva eden devlet teşkilatında millet meclisi ve hükümet teşkilatı esastır. Demokrasi prensibi hakimiyeti milliye prensibi şekline inkılap etmiştir. Bir vatandaş kendi hürriyet ve hakkını kendi maddi kuvvetine dayanarak temine kalkışamaz. Bu hususlar fertlerin kuvvet ve teşebbüsleri ile değil, milletin iradesini haiz olan devletin kudret ve nüfuzu ile temin olunabilir.

Türk, istibdat ve esaret zincirlerini parçalayabilmek için dahili ve harici düşmanlar karşısında hayatını ortaya attı, çok kanlı ve tehlikeli mücadelelere girdi, sayısız fedakarlıklara katlandı ancak ondan sonra hürriyetine sahip oldu. Bu sebeple hürriyet Türk'ün hayatıdır. Artık Türkiye'de her Türk hür doğar, hür yaşar. Türkler demokrat, hür ve mesul vatandaşlardır. Türk ferdi hürriyetinden ve menfaatlerinden teşkilatı esasiye kanununda tayin olunduğu kadarını Cumhuriyete bırakmıştır. Cumhuriyet ferdin, ona bıraktığı bir kısım hürriyeti, ferdin ve Türk milletinin, dahilde hürriyetini ve harice karşı istiklalini temin için kullanır."

Yine Atatürk temel hak ve hürriyetler konusunda şunları ifade etmektedir. "Hürriyetler başlıca ferdin maddi menfaatlerine tekabül eder; dar anlamda kişisel hürriyettir. Bunlardan en önemlileri seyahat ve yerleşme hak ve hürriyetidir. Bununla birlikte keyfi tutuklamaları, hapis cezasını yok etmek gerekmektedir. Ferdi mülkiyet çok önemlidir. Bir insanın emeğinin ürünü olan her şeye sahip olması, devletin müdahale edemeyeceği, ferdin yüksek haklarındandır. Yine temel haklardan ticaret çalışma ve sanat hürriyeti önemlidir. Bunlardan başka, devletin, siyasi veya kamunun menfaat ve emniyeti amacıyla tekeli altında bulundurduğu işleri başkaları yapamaz. İkinci grup hürriyetler ferdin fikir hayatındaki hürriyet haklarıdır. Bunlardan vicdan hürriyeti ferdin istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendisine ait siyasi bir fikre sahip olmak, mensup olduğu bir dini gereklerini yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz".

Atatürk'ün temel hürriyetler konusundaki düşünceleri şöyle devam eder. "İçtima hürriyeti ve matbuat hürriyeti aynı prensipten çıkar. O prensip insanların, fikirlerini serbest söylemek ve neşretmek hakkıdır. Vatandaşlar, kendi talim ve terbiyeleri için ve umumun menfaatleri noktasından fikirlerini teati etmedirler. En büyük hakikatler ve terakkiler, fikirlerin serbest ortaya konması ve teati edilmesi ile meydana çıkar ve yükselir. Hürriyet, ihtimal ki zorla tesis olunur, fakat, herkese karşı taassüpsüzlük (tölerans) göstermekle ve aldırmamazlıkla muhafaza edilir. Türkiye Cumhuriyetinde, herkes Allaha istediği gibi ibadet eder. Hiç kimseye dini fikirlerinden dolayı bir şey yapılmaz. Türkiye Cumhuriyetinin resmi dini yoktur. Türkiye'de bir kimsenin fikirlerini, zorla başkalarına kabul ettirmeye kalkışacak kimse yoktur ve buna müsaade edilmez. "Kişilerin özgürlüğü, devletin egemenliğine ve isteklerinin saklı bulundurulmasına bağlıdır. Devletin istekleri felce uğratılmış olursa kişilerin özgürlüklerini koruyacak hiçbir güç ve araç kalmaz. Vatandaş olan kişiler kendi özgürlüklerinin bir bölümünü seve seve, gerekli görerek devlete aslında vere gelmişlerdir. Devlet kendine özgü olan istekle kişisel özgürlüklerin bir bölümüne gene o özgürlükleri sağlamak için sahip olur. Yeter ki devletin buyrukluğu ulusun genel mutluluğu ve refahına ve vatandaşa özgürlüklerinin sağlanmasına harcanmış olsun."(Atatürk'ün, 17 Şubat 1931 günü Adana Türk Ocağında yaptığı konuşmadan)
Bunların dışında; Atatürk'ün 1 Mart 1924 tarihinde, TBMM II. Dönem açış konuşması, 30 Ağustos 1924 Dumlupınar'da yaptığı konuşma, Ankara Hukuk mektebine yazdığı telgraf, 9 Ekim 1925 yılında Cumhuriyet savcılarına seslenişi, 5 Kasım 1925 tarihinde Ankara Hukuk Fakültesini açarken yaptığı konuşma, 1 Kasım 1928 tarihinde TBMM III. Dönem Yasama Yıllını açış konuşması, Ankara İstiklal Mahkemesi kararı ve Mahkeme başkanlığına yazdığı telgraf, Türk Kadınına Seçme ve Seçilme Hakkının verilmesine dair kanun üzerine açıklamaları, 1 Kasım 1937 tarihinde TBMM V. Dönem 3 ncü Yasama Yılı ve 1Kasım 1938 tarihlerinde TBMM V. Dönem 4 ncü Yasama Yılı açış konuşmaları, kitapta yer alan hukuk üzerine düşüncelerini yansıtan metinlerden bazılarıdır.

Eser, Kurtuluş Savaşı ve öncesi ile Cumhuriyet Döneminde Atatürk'ün yapmış olduğu konuşma, demeç, anı, sohbet ve görüşlerden derlenmiş, modern Türkiye Cumhuriyetinin felsefesi, genel anlamda demokrasi, insan hakları ve kısmen de kamu ve özel hukuk, özellikle haklar ve çeşitleri üzerinde Atatürk'ün görüşlerini farklı bir bakış açısıyla değerlendirebilmek için, herkes tarafından okunması gerekli bir başvuru kaynağıdır.


Atakürkün insan haklarına verdiği önemi gösteren kısa anısı
Devlet Bürokrasisi Cumhuriyetin ilanından sonra idi. Karadenizde bir gezintiye çıkmıştı. Kendisine eşlik edenler arasında bulunuyordum. Rizeye geldik. Yolların düzgünlüğü ilgisini çekmişti. Valiye :

"Yollarınızı nasıl bu hale getirebildiniz?" diye sordu.

Vali de anlattı; yakın köylüleri jandarmalarla toplattırmış ve yol onarımında çalıştırmış.

Atanın kaşları çatıldı. Oldukça sert bir dille :

"Vali Bey" dedi. " Corvee nedir bilir misin? Öyle ise ben söyleyeyim: Angarya demektir. Ve şu anda bilmeniz lazım ki, kanunsuz hiçbir vatandaşı işten alıkoyamaz, onu çalışmaya zorlayamazsınız. Cumhuriyette angarya diye bir şey yoktur."
Devamını oku

logo

Back to Home Back to Top Copyright © 2011 Hayata PanTik At!... ®

Videodershane / Konu Anlatimları